Nobel Kimya Ödülü'nü Kazanan Türk

Nobel Kimya Ödülü'nü Kazanan Türk

Aziz Sancar

Şarkıcı ya da oyuncu değildi. Skandalları yoktu. Yıl 2015. Gazete sayfalarında, televizyon ekranlarda ilk defa görüyorduk onu. "Nobel Kimya Ödülü’nü kazanan Aziz Sancar "deniyordu. Bizse daha ilk günden “Türk mü değil mi” tartışmalarına başlamıştık bile.  Oysa 2007 yılında aldığı Vehbi Koç ödülü ile birikimini birleştirerek ABD’ye giden Türk öğrenciler için “Türk evi”ni kurmuştu. Mardin Savur'da 8 çocuklu bir ailenin 7. çocuğu  olarak doğdu. Okuma yazma bilmeyen anne baba tüm çocuklarını okutabilmek için ellerinden geleni yaptı.  Lisedeyken kaleci olmak İsteyen Aziz Sancar İstanbul Tıp’a kaydoldu. Mezun olunca doğduğu Savur’a çiçeği burnunda gönüllü bir doktor olarak geri döndü. O dönemden “En mutlu yıllarımdı.” diye bahseder. O zaman bilim denilince akla ABD geliyordu. Doktora için TUBİTAK bursu ile ABD’ye gitti.  Uyum sorunu yaşayınca dönmek zorunda kaldı. Türkiye’de bir süre daha hekimlik mesleğini icra etti. İçindeki bilim aşkıyla ABD’ye tekrar gitti. Laboratuvarda yaşayıp yangın hortumuyla duş alarak günde 16-18 saat çalışıyordu. 6 ay boyunca bu şekilde yaşadığı için şikayet bile edilmişti. Doktorasını tamamladıktan sonra başvurduğu üç laboratuvar da onu reddetmişti. Yale Üniversitesi’nde DNA onarım genlerinin klonlanmasıyla ilgili çalışmalar olduğunu duyunca açık tek pozisyon olan teknisyenliğe başvurdu. "DNA molekülü nasıl tamir edilir?" ve "Biyolojik saat nasıl çalışır?" sorularına yanıt arıyordu. Yurtdışında yaptığı çalışmalarla Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi'ne kabul edilen üç Türk’ten biri oldu. Çevresinin geç kalınmış bir ödül olarak gördüğü Nobel’i hücrelerin hasar gören DNA'ları nasıl onardığını ve genetik bilgisini koruduğunu haritalandıran araştırmaları sayesinde 2015 yılında kazandı. Başarısınıysa şu cümleleriyle tanımlıyordu: “Biz çalıştığımız ve ürettiğimiz sürece üstün olacağız, üstünlük genetik değildir, bütün insanlar birbirine eşittir. Çoğu insan zekaya inanır, ben inanmıyorum. Bizi birbirimizden ayıran emektir, ben çalışmaya inanıyorum.”