Türk Da Vinci

Türk Da Vinci

ilhan koman

 1980’de İstanbul Halk Sigorta’nın önünde bir heykel “Akdeniz”. Dolmuştan Zincirlikuyu’da inmek isteyenler, "Hayalette inecek var." demişler bir süre. “Yalan söylersen böyle donup kalırsın.” diye çocuk korkutmak da eksik olmamış tabi. Kimileri içinse “Spagetti Kadın” olmuş.  İlhan Koman’sa Akdeniz’i şöyle anlatıyordu :“İnsanın kucaklaşması, sevgisi anlatılırken Akdeniz aklıma geldi. Akdeniz büyüktü, bizden bir denizdi. Sevgiyi ve kucaklaşmayı anlatırken bir kadının bütünlüğünden yararlanmak istedim.” İlhan Koman eserlerinde plastik sanatları geometri ve matematik bilimiyle iç içe kullanmasından dolayı "Türk Da Vinci" olarak anılır. Anıtkabir’deki rölyef ve İsveç Parlamentosu’ndaki Kraliyet Arması rölyefi önemli eserlerindendir. Bir söylentiye göre kraliyet arması bir gün yerinden sökülecek olursa “Hayatın bir cilvesi, sizin devletin alamet-i farikasını da bir kara kafalı yaptı.” yazan bir kağıt bulunacaktır. İlhan Koman 1921 yılında Edirne’de doğdu. 17 yaşındayken tüberküloza yakalanan Koman’ın tedavisi için İstanbul’a getirilmesiyle resimleriyle Akademi’ye başvurdu. Hocalarının yönlendirmesiyle bir yıl sonra Akademi’nin Heykel Bölümü’ne geçti. Devlet bursuyla 1947’de Paris’e gönderdi. 1951 yılında Paris’teki bursu biten Koman, İstanbul’a dönerek mecburi hizmetle akademide öğretim görevliliği görevine başladı. Bu yıllar bir yandan Sadi Öziş, Sadi Çalık ve Mazhar Süleymangil ile birlikte Türkiye’deki ilk tasarım atölyesini kurdu. İlhan Koman o yıllarını  "Aldığımız maaş hiçbir şeye yetmezdi. Helva ekmeğe talim ederdik her gün. Baktık olacak gibi değil, ne yapalım ne edelim derken koltukçuluğa başlamaya karar verdik dört arkadaş.  Adını da dört kişi olduğumuza göre Karemetal koyduk. Modern mobilyayı ilk kez memleketimizde yapmaya koyulduk. Yani, biz o devirde sanatımızla insanların kafasına hitap edemediğimizden, kıçlarına hitap etmeye başlamıştık." diye anlatır. İlhan Koman 1957 yılında Brüksel’e gidip, 1958 yılında ise İsveç’e yerleşti. 7 yıl sonra, Hulda ismini verdiği bir tekne satın alıp onda yaşamaya başladı. Yaşar Kemal onu “ Her ermiş kişi, sanatçı gibi o köşesinde kendi kozasını hiçbir çıkar düşünmeden, cömertçe kendini işine, insanlara vermek ister. Ve orada Stockholm’da, bir deniz kıyısında gemisinin yanındaki heykellerini koyduğu mağarada kozasını örmeye, çoğaltmaya çalışır. Aydınlık, güzel, görkemli, sevinç dolu, alçak gönüllü.” diyerek anlatır. İlhan Koman 1986’da 65 yaşındayken Stockholm’de hayatını kaybetti. Vasiyeti üzerine yakılıp külleri çok sevdiği Baltık Denizi’ne döküldü.